29 Eylül 2007 Cumartesi

Borsalar

Hisse senetleri piyasası ile ilgilenenlerin okumalarını sağlık verebileceğim Paul A. Samuelson 'un iktisat kitabında yer alan ''HİSSE SENETLERİ PİYASASINDAKİ DALGALANMALAR'' başlıklı ek yazısı, Amerika Birleşik Devletleri şartlarını yansıtsa da, günümüz Türk yatırımcıları tarafından da ilginç bulunabilir. Bu bakımdan özetini veriyorum.
A.B.D.'nde 1920'lerin hisse senetleri piyasasındaki görülmemiş genişleme esnasında ev kadınları, hamallar, üniversite öğrencileri hisse senetleri alıp satmakta idiler. Hisse senetleri fiyatlarının yükselmekte bulunduğu bir piyasada, hem de süreklilik arz ettiğinde bu piyasaya kendi ümitlerini kendisi yaratıyordu. Eğer insanlar hisse senetleri fiyatlarının yükseleceklerini zannettikleri için hisse senedi satın alıyorsa, bu satın alma olayı ile fiyatlar zaten yükselmektedir. Fiyatların yükselmesi yeni satın almalara yol açmakta, fiyatlar tekrar yükselmektedir. Üstelik zar ve oyun kağıtları ile oynanan kumarda her kazanan bir kaybeden olmasına karşı, burada kazananlara karşı kaybeden bulunmamaktadır.
Bu öyle bir oyundur ki, alan kazanır. Herkes aynı zamanda da kazancını tahsil etmeye kalksa, bütün kazançlar ortadan kalkar. Fakat bu karlı işe kim son vermek isteyebilir?
Bütün dünya delirse, sağlam kafada olmak bir delilik sayılır. Akıllı ve şüpheci bir kimse, belediye hizmetlerinin, Holding şirketlerinin sağlam temelleri olmayan kağıt üzerine kurulmuş olduğuna, Florida Lüks mesken inşaatlarının bir çalılık ile bataklık arasına kurulu bulunduğuna, Güney Amerika ve Avrupa’ya verilen borçların, verimsiz yollara yüzme havuzlarına sarf edildiğine kanaat getirseydi durum ne olacaktı?
Kısa zamanda mülkiyet ile ilgili şu kaideyi öğrenecekti: ''Bir şeyin kıymeti, insanların ona atfettikleri değer ile ölçülür.
''Ancak muvaffak olmak için, çok güç olan ikinci bir kaideyi uygulayabilmek gerekir. Bu kaide de sonda kalmamanın icap ettiğidir; “Sona kalan dona kalır.”
1929 Ekiminin uğursuz buhranı patlak verdiği zaman herkes dona kalmıştı.Bu işi bildiklerini iddia edenlerin havaları inmişti. Piyasa yok olmuş, adeta dipsiz bir kuyu ortaya çıkmıştı. Komisyoncular hisse senetlerinin fiyatlarını bir taraftan düşürürlerken, bir taraftan veresiye muamelelerine giriştiler. Peşin para ile hisse senedi almış olanlar bile, yıl sonuna kadar sermayelerinin üçte birini kaybettiler. 1932 senesine kadar bu kayıp altıda beşe kadar çıktı. Piyasanın yükselmesi nasıl kendi ümitlerinin tesiri ile oldu ise, batması da insanların kendi kabuslarının eseri olmuştur.
Hisse Senetleri Piyasası 1950-1960 devresinin ortalarına doğru 1929'ların zirvesine erişmiş bulunuyordu. Elektrik konuları ile ilgili hisse senetlerinin şiddetle yükselmesi ve 1962 yılının ortasında buhrana sebebiyet vermesi; insan tabiatının tecrübelere rağmen değişmediğini gösteriyor.
Kaynak : Faruk Ertunç

Hiç yorum yok: