Birçok spekulator kullandıkları teknik analiz sisteminden memnundur ve hiçbir zaman yeni koşullara uydurmayı ve geliştirmeyi gerekli görmezler. Diğer bir kısım spekulator ise, sürekli yenilenmek ve daha iyi bir sistem dizayn edebilmek için çabalarlar. Öte yandan teknik analiz kullanmadan tamamen duygusallık ve beklentileri ile işlem yapan spekulatorler vardır. Bu grup spekulatorler piyasayı ekrandan seyrederler ve zamanın uygun olduğunu düşündükleri anda pozisyon alırlar. Bu yaklaşım insanın doğasında olan ilkel içgüdülerden kaynaklanır. Çok defa acele olarak alınan bu irrasyonel kararlar pişmanlığa yol açar. Ancak bu tur sezgi ile işlem yapan tecrübeli ve hatta gayet başarılı spekulatorler vardır. Bu spekulatorler hiçbir sistem ya da metot kullanmazlar. Fakat çok az sayıda olan bu tür spekulatorlerin özel bir yeteneği olduğu düşünülebilir. Bu durumun genek istatistik dışında olduğu unutulmamalıdır.
Genel olarak kişi yada kurumsal yatırımcıların bir sistem çerçevesinde işlem yapması gerekir. Ancak bu yol herhangi bir teknik analiz sisteminin satın alınmasıyla başarılamaz. Mekanik sistemler iyi sonuç veriyorsa neden tüm spekulatorler bu yolu izlemiyor? Yada mekanik sistemler iyi sonuç vermiyorsa neden birçok spekulator teknik sistemlerin peşinden koşuyor? Gerçekte sistemlerin çogu iyi sonuçlar verir. Ancak doğru spekulator tarafından kullanılması şarttır. Çok defa pahalı teknik analiz sistemleri satın alanlar kısa bir süre sonra birkaç kötü işlem sonrası bu sistemleri bir köşeye kaldırır ve bu pahalı programlar toz toplamaya terk edilir. Kötü sonuçlar sistemden ya da o sistemi kullanan spekulatorden kaynaklanmayabilir. Burada problem spekulatorun sistem ile uyumlu olmamasıdır. Herhangi bir teknik analiz sistemi, örneğin kurumsal yatırımcı için hazırlanmış olmasına karşın belki de küçük yatırımcı tarafından kullanılmaktadır. En önemli kavram sistem ile kullanıcısının uyumlu olmasıdır. Her yatırımcının kendine özgü yatırım felsefesi, kazanç veya zarar durumlarındaki davranışı, işlem aktivitesi gibi önemli parametreler sistem ile paylaşılmaldıır. Aksi halde sistem kullanılamaz. Çok defa spekulatorler geçmişte iyi para kazandıran sistemlere rağbet göstererek satın almak için bir servet harcarlar. Bu karar aynı görücü usulu ile evlenmeye benzer. Evleneceginiz kişi hakkında hiçbir şey bilmiyorsunuz fakat tanıyanlar bu evliliğin mükemmel olacağını söylüyorlar !
Piyasalarda işlem yapan her traderın öğrendiği ya da öğrenmek zorunda olduğu bir gerçek vardır. Zararlı pozisyonların derhal kapatılması gereği. Tüm yatırım kitaplarında ilke olarak kabul edilen ve sık sık tekrarlanan bu strateji kolaylıkla uygulanabilir diye düşünülse de gerçekte deneyimli traderların bile tuzağına düştüğü bir yatırım davranışıdır. Psikolojik olarak yenilgiyi kabul etmek zordur. Zararlı pozisyonların kontrol edilememesindeki en büyük engel yatırımcının kendi egosudur. Sonuç hemen hemen her zaman aynıdır. Hesap ekstrelerinde çok kısa zamanda yükselen zarar! Başarılı ve başarısız yatırımcıyı ayıreden en önemli davranışlardan biri olan zarara tolerans gösterilmesi ciddi olarak kontrol altında tutulmalıdır. Bazen piyasa koşulları değişerek pozisyonların zararını azaltabilir hatta kazançlı duruma bile getirebilir. Ancak yanlış zamanda doğru olmanın mükafatlandırıcı olmadığını unutmamak gerekir.
Büyük kayıplara tolerans göstermenin porfoyun dengelerini çok kısa zamanda altüst edeceği ya da eldeki kapitalin çok kısa zamanda eriyeceği unutulmamalıdır. Söz gelimi 100 milyon TL yatırım portfoyu ile %100 getiri beklendiğini ya da amaçlandığını düşünelim. Eğer birkaç zararlı işlemle portfoyun değeri %25 azalırsa, orjinal hedefi sağlamak için performansın %133 artması gerekir. Oysa bu getirinin hedeflenmesi daha fazla risk alınmasına yol açacak ve başarı oranı düşecektir. Zararlı pozisyonların derhal kapatılması ardında önemli bir ististik gerçek vardır. İstatistikçiler tarafından gayet iyi bilinen fakat yatırımcılar tarafından pek kullanılmayan 'İflas Riski' (Probability of Ruin) kavramı. Teknik sistemlerin en iyi olanlarının bile kazanç/zarar rasyosu %50 nin üzerine çıkamaz. Bu sistemlerle dahi bazı dönemlerde ardı ardına zararlı işlemler yapılması mümkündür. Zarara fazla tolerans gösterilirse iflas etmek kaçınılmaz olur. Profesyonel yatırımcıların kazanç sağlamalarının ardındaki gerçek zararlı pozisyonları derhal kapatarak kazançlı pozisyonları tutmalarından kaynaklanır. Netice olarak başarılı bir trader olmanın en başta gelen koşulu risk yönetimine gösterilecek hassasiyettir. Etkin bir risk yönetimi pozisyonların yakından takip edilmesinin yanısıra zararı en düşük seviyede tutmayı gerektirir. Piyasalarda alınan her pozisyonun riski olmasına rağmen bazı genel prensiplerin istikrarlı uygulanması muhtemel kayıpları önleyecektir.
Kaynak : Ateşan Aybars, Modern Teknik Analiz
__________________
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder