29 Eylül 2007 Cumartesi

Parasal Zekanın 10 Temel İlkesi - I

Kişisel finans ve para yönetimi ile ilgili her şeyin özetini bu yazıda bulacaksınız. Kişisel finans ve para yönetimi dendiğinde birçoğumuzun aklı karışıyor. Finans mı? Para yönetimi mi? İlk akla gelenler finansal tablolar, hesap cetvelleri, muhasebe, finansal kurumlar, yüzde hesapları vb. Böyle düşünenlerimiz haksız da sayılmazlar, ancak bütün bu bilimsel gerçekliğin altında yatan temel ilkeler çok basit. Kişisel finans ve para yönetimi bu ilkelerin toplamından ibaret.
Öyleyse temel ilkeleri bildiğimizde, benim parasal zekâ diye adlandırdığım bu bilimsel gerçeklikleri de kavramış oluruz. Parasal zekânın temel ilkelerini anlamak için finans bilmemize gerek yok, ama kişisel finans ve para yönetimini anlamak için bu ilkeleri bilmemiz gerekiyor. Parasal zekânın sadece bu temel ilkelerini bile biliyor olsanız finansal hedeflerinize ulaşmanız ve zenginliğinizi artırmanız çok daha kolay olacaktır.
1. Risk-Getiri Beklentisi - Yatırımcılar Enflasyonun Üzerinde Getiri Elde Etmeyecekleri Risklere Girmezler:
Hepimizin az ya da çok birikimi vardır. Birikim yaparak tüketimlerimizin bir kısmını erteleriz ve böylece satın alım gücümüzü artırarak şu an alabileceklerimizden daha fazlasını alabilmeyi umarız. Bunun daha önemli bir sebebi ise paramızı kullanmak isteyen devletin, şirketlerin ya da kişilerin bunun karşılığında bize yine para ödemeleri diğer bir deyişle satın alma gücümüzü artırmayı vaat etmeleridir. Enflasyon ise paramızın satın alım gücünü düşürdüğü için enflasyonun üzerinde getiri elde edeceğimizi umduğumuz yatırım araçlarına paramızı yatırırız.
2.Paranın Zaman Değeri – Bugün Alınan 1 Türk Lirası Gelecekte Alacağımız 1 Türk Lirası’ndan Daha Değerlidir:
Para elimizde olduğu müddetçe değer kazanabilen bir araç olduğuna göre bugünkü bir lira gelecekteki bir liradan çok daha değerlidir. Bu ilkeyi bilmek bize iki tür avantaj sağlar:
Birincisi, bu ilkeyi bildiğimizde yatırımların zaman içinde nasıl büyüdüğünü anlarız. Ikincisi, farklı zamanlarda paramızın değerini karşılaştırmamızı sağlar. Bu ilke zenginlik yaratmak ve onu korumak için çok önemlidir. Taksitle otomobil satın aldığımızda bugünün parasını harcıyor ve gelecekte de ödemeye devam ediyoruz.
Buna karşın emekliliğimiz için birikim yaptığımızda gelecekte harcamak üzere tasarruf ediyoruz. Her iki durumda da paranın zaman değeri ilkesi geçerli. Isterseniz yatırım olduğunu sanarak taksitle otomobil satın alır, bugünün lirasını harcar ve aynı liranın gelecekteki değeri üzerinden ödeme yaparsınız ve kendinizi bitmek bilmeyen bir borcun içinde bulursunuz. Taksitleriniz ve faiz oranlarınız sabit mi?
Anlıyorum, peki benzin giderleri, aracınızın bakım masrafları ve amortismanı da sabit mi?! Ya da bugünün lirasını emeklilik için tasarruf eder ve gelecekteki liranın değeri üzerinden muhtemelen taksitle aldığınız o arabadan peşin olarak iki tane alabilecek kadar nakitle harcama yaparsınız.
3.Farklılaştırma Riski Azaltır:
Yatırım konusunda belki de en çok söylenen sözdür, “yumurtaları farklı sepete koyun”. Böylece yatırım yaptığımız araçlardan biri düşerken diğeri yükselir ve kazanamazsak da en azından kaybetmeyiz ve paramızın değerini korumuş oluruz. Borsa gibi riski yüksek bir yatırımımız varsa bunun yanında sabit getirili menkul kıymetlere (tahvil, bono, mevduat faizi, yatırım fonu vb.) de yatırım yapmamız buna örnek olarak verilebilir.
4.Yüksek Getirili Yatırım Araçlarını Bulmak Zordur:
Biri size çok yüksek kazanç imkanı olan bir fırsattan söz ediyorsa iki kere düşünmenizi tavsiye ederim. Kişisel olarak diyebilirim ki, madem çok yüksek getirili bir yatırım aracı buldum, bunu niye sizinle paylaşayım? Kaybedilecek zaman yoktur, yatırımlarıma yön verip bu çok yüksek getirili araçtan maksimum faydayı sağlamam gerekir.
Kaldı ki ne kadar çok kişi bu fırsattan haberdar olursa getirisi de o kadar düşecektir. Bu durumda gazetelerde, dergilerde okuduğumuz yatırım fırsatlarına ne kadar itibar etmeliyiz? Eğer bir yatırım fırsatını benden başka 20 milyon kişi daha biliyorsa o yatırımın piyasanın üzerinde getiri sağlaması düşünülemez. Çünkü insanlar başkalarının bilmediklerini bildikleri için para kazanırlar.
Ben proje çizmeyi bilmediğim için inşaat mühendisine evimin projesini çizdiriyorum, bilseydim kendim çizerdim. Bilgisayarım bozulduğunda tamir etmeyi bilmediğim için teknik servise götürüyorum, bilseydim götürmezdim. Dünyanın en zengin adamı olan Warren Buffet’ın hayatı boyunca hiç tüyo almamış olması bir şans olabilir mi sizce?
Yazan : Hakan Turgut

Hiç yorum yok: