Avrupa Birliği'ni geleceğin bir "uygarlık projesi" olarak görüyorum. Türkiye'nin de mutlaka bu projede yer alması gerektiğini düşünüyorum. Ama on madde altında özetlediğim sorunların Avrupa Birliği içindeki yerimizi eşit ve onurlu bir üye olarak almamızı engellediği inancındayım. Çünkü ben teslimiyetçi bir Tanzimat münevveri değil, çağdaş bir Cumhuriyet aydınıyım.
Emre Kongar
........
Türkiye AB İlişkilerinde Eşitlik Nerelerde Bozuluyor
Şimdi gelelim benim deyimimle "onurlu ve eşit koşulların" ne demek olduğuna.
Birinci olarak, Gümrük Birliği anlaşması çerçevesinde, Türkiye, AB'nin karar organlarında yer almadığı halde, bu organlarda alınan kararlara göre yönetilen "Gümrük Birliği"nin üyesidir.
Bu, Türkiye açısından ne öteki üye ülkelerle eşit ne de onurlu bir davranıştır.
Uygulanacak kararlar hakkında söz sahibi olmadan pazarını AB'nin emrine vermiş olmak bir yana, Çin gibi Tunus gibi AB üyesi olmayan ülkelerle Türkiye'nin ilişkilerine konmuş olan AB ambargosu, "öteki üye ülkelerle eşti ve onurlu olmayan" ilave bir engel oluşturmaktadır.
İkinci olarak, Türkiye Gümrük Birliği anlaşmasının bütün koşullarını yerine getirdiği halde, AB aynı anlaşmadan doğan yükümlülüklerini yerine getirmemiştir.
AB, Gümrük Birliği anlaşmasının Türkiye'ye verilmesini öngördüğü yardımları yapmamaktadır.
Yani AB, Türkiye ile yaptığı anlaşmadan doğan yükümlülüklerini yerine getirmeyi reddetmektedir.
Bu Türkiye açısından öteki üye ülkelerle eşit ve onurlu bir durum değildir.
Üçüncü olarak AB'nin uluslararası anlaşmalara aykırı davranması, Kıbrıs olayında da görülmektedir.
Londra ve Zürih anlaşmalarına göre Kıbrıs, Türkiye ve Yunanistan'ın üye olduğu uluslararası örgütlere, Türkiye'nin ya da Yunanistan'ın izni olmadan katılamaz.
AB, Kıbrıs Rum Yönetimi'nin üyeliği konusunda bu anlaşmaların hükümlerine aykırı davranmaktadır.
Bu, AB-Türkiye ilişkilerinde Türkiye açısından öteki ülkelerle ne eşit ne de onurlu bir durumdur.
Dördüncü olarak, İngiliz Dışişleri Bakanı'nın "Türkiye'nin Güney Doğu sınırları belirsizdir" gibi ve Alman Başbakanı'nın "AB bir Hıristiyan klubüdür" biçimindeki açıklamaları hiç bir eşit üyelik anlayışına sığmaz.
Doğrusu bu beyanların hangi "eşit ve onurlu üyelik" anlayışını yansıttığını merak ediyorum.
Beşinci olarak, Türkiye ile Yunanistan arasındaki ulusal anlaşmazlık konuları olan Kıbrıs ve Ege gibi stratejik sorunlarda AB "Yunanistan'ın sesi" olarak davranmaktadır.
Avrupa Birliği'nin Türkiye ile Yunanistan arasındaki bütün sorunlarda Yunanistan'ın sesi olarak davranmasının hangi eşitlik ve onurlu üyelik anlayışı ile bağdaştığını merak ediyorum.
Altıncı olarak kurulmakta olan Avrupa Ordusu ile NATO arasındaki ilişkilerde Ankara ile Brüksel arasında varılan anlaşma bir türlü yürürlüğe girememektedir.
Çünkü Atina, bu anlaşmaya karşı tavır koymuştur.
Bu anlaşmayı Atina'nın engellemesinin hangi eşitlik ve onurlu üyelik davranışı ile açıklanabileceğini anlayamıyorum.
Yedinci olarak, bütün dünya teröre karşı savaş ilan etmişken, AB üyesi ülkelerdeki ETA gibi, IRA gibi terör örgütleri AB siyaseti ve hukuku içinde dışlanmışken Türkiye'deki PKK ve DHKPC gibi terör örgütlerinin ve demokrasiye karşı savaş açtıklarını açıkça ilan eden radikal siyasal İslamcı örgütlerin AB içinde ülkelerde hoşgörüyle karşılanmaları ve desteklenmeleri, Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye karşı bir önyargısını yansıtmaktadır diye düşünüyorum.
Avrupa Birliği'nin bu çifte standartlı davranışının hangi eşitlik ve onurlu üyelik anlayışı ile izah edilebileceğini anlayamıyorum.
Sekizinci olarak, Avrupa Birliği, kendisi ile uzaktan yakından bir ilişkisi olmayan, Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı-Rus savaşı çerçevesinde Rusya tarafından kışkırtılan Osmanlı Ermenileriyle Osmanlı tebası olan Türkler ve Kürtler arasındaki çarpışmaların yol açtığı karşılıklı katliamları, bir Ermeni Soykırımı tasarısı haline getirerek, bu tasarının Avrupa Parlemontosu tarafından benimsenmesini sağlamıştır.
Tarihi saptıran ve Türkiye'ye karşı kesin bir önyargıyı yansıtan bu tasarının Avrupa Parlamentosu tarafından benimsenmesinin hangi eşitlik ve onurlu üyelik anlayışı ile açıklanabileceğını merak ediyorum.
Dokuzuncu olarak, Avrupa Birliği Türkiye hariç, öteki aday ülkelerden vizeyi kaldırmış durumdadır.
Bir Bulgar bir Polonyalı, Avrupa'ya elini kolunu sallayarak giderken, Türkiye'ye uygulanan ve gittikçe de zorlaştırılan Avrupa ülkeleri vizelerinin hangi eşitlik anlayışı içinde değerlendirilebileceğini anlamıyorum.
Onuncu olarak, Almanya, Avrupa Konseyi'nin azınlıklar konusundaki kararına, kendi ülkesindeki azınlıkları kendisinin belirleme hakkını saklı tuttuğunu belirterek çekince koymuş ve bu hakkını kendi ulusal egemenlik anlayışı içinde tek başına kullanmıştır.
Buna karşılık Türkiye'de, Lozan anlaşması ile belirlenmiş olan azınlıklar dışında başka azınlık gruplarının da bulunduğu iddiası başta Almanya olmak üzere AB ülkeleri tarafından ısrarla ileri sürülmektedir.
AB'nin Türkiye'ye karşı, "kendi azınlığımı ben belirlerim, senin azınlığını da ben belirlerim" anlayışı içindeki bu tutumunun hangi eşitlik ve onurlu üyelik anlayışı ile bağdaşabileceğini merak ediyorum.
Tanzimat Münevveri ile Cumhuriyet Aydını Farkı
Değerli okurlarım, ben Avrupa Birliği'ni sadece bir siyasal, stratejik ve askeri birlik ya da bir ekonomik bütünleşme olarak değil, geleceğin bir "uygarlık projesi" olarak görüyorum.
Türkiye'nin zorunlu olarak bu projeye katılması gerektiğine ve eninde sonunda layık olduğu yeri alacağına inanıyorum.
Bu görüşümü de şimdiye kadar pek çok yerde, açık ve net bir biçimde, sözlü ve yazılı olarak ifade ettim.
Ama ben Türkiye'nin bu projedeki yerini ancak eşit ve onurlu bir üye olarak alabileceği ve yukarda on madde altında özetlediğim konuların hem eşitliğe hem de onurlu üyeliğe aykırı olduğu inancındayım.
Bu konuları da yerli ya da yabancı herkesle, yurt içinde ya da yurt dışında her yerde, her koşul altında açıkça tartışmaya hazırım.
Çünkü ben aşağılık kompleksleri içinde kıvranan teslimiyetçi bir Tanzimat münevveri değil, Türkiye'nin, Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde, 20. yüzyılın en büyük siyasal ve kültürel devrimini gerçekleştirmiş olduğunun bilincini taşıyan çağdaş bir Cumhuriyet aydınıyım.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder