Zarar stopu koyma alışkanlığı ve disiplini derken Türkiye koşullarını da değerlendirmemiz gerekir. Zarar stopu koymak ve piyasa oraya geldi mi stopu uygulamaya sokmak (yâni, fiyatlar zarar stopu seviyesine gelir gelmez zararı almak) dünyanın her tarafındaki yatırımcı için zordur. Ne var ki, yurt dışındaki piyasalarda bu zorluğun üstesinden gelmek için bir emir mekanizması devreye sokulur. O da zarar stopu emridir. Bu emir tüm interbank döviz piyasalarında ve hisse senedi ve vadeli borsalarda verilebilir. Emrin amacı, hem her saniye piyasayı takip etmek zorunda kalmamak, hem de fiyatlar zarar stopu seviyesine gelince tereddüde düşmeden çıkma disiplinini devreye sokmaktır.
UMUT-KORKU sarmalında, daha önce zararını almaya karar vermiş olsa bile pozisyonunu kapatmayabilecektir. Halbuki, borsaya iletilen emir daha o kararını değiştiremeden önce devreye girip yerine getirilecek ve daha rasyonel düşünebildiği pozisyona girmeden önceki zamanda verilen kararı uygulamaya sokacaktır.
Stopsuz pozisyona girmek, sigortasız yaşamak demektir. Bir Wall Street deyimiyle, “bıçağı havaya atıp düşerken tutmaya” benzer. Türkiye’de otomobil, ev, hayat, sağlık gibi sigortalanma oranlarının batı ülkelerine göre çok düşük olduğunu zaten biliyoruz. Bu ortamda, hem de zarar stopunun olmadığı bir borsada, Türk yatırımcısının da kendisini çok iyi eğitmesi gerekir. Burada anahtar kelimeler alışkanlık, olgunluk ve disiplindir.
Sigorta yaptırmak, risk yönetimi yapmak demektir. Zarar stopu koymak da, riski önceden belirlemek ve yönetmek anlamına gelir. Risk yönetimi bağlamında, zarar stopunun bir sigorta olmasının yanı sıra çok önemli bir yönü daha vardır. O da, yukarıda ilk çizgilerini çizdiğimiz yatırım stratejimizin başarıya ulaşmasını sağlayacak mekanizmayı işler hale getirmektir. Bu mekanizmanın işler hale gelmesi için edilen kârlar ile zarar stoplarıyla belirlenmiş zararlar arasındaki ilişkiyi doğru kurmaktır.
Bu ilişkiyi iki oranla anlamaya çalışalım. Başarı Oranı ve Risk/Kazanç Oranı. Yukarıda adı geçen çarpık UMUT/KORKU sarmalını terse çevirmek gerektiğine göre (yâni zarardayken korkmak, kârdayken umutlanmak gerekir, tersi değil) tüm deneyimli yatırımcıların ilke edindiği bir kuralı da benimsemek gerekir. Kârda otur, zarardan çık. Yatırım başarısının en öncelikli koşulu, kârlı pozisyonlarda mümkün olduğu kadar çok oturmak, zararlı pozisyonlardan da mümkün olduğu kadar çabuk çıkmaktır. Bunun iki amacı vardır:
a) Kârlı işlemlerin zararlı olanları finanse etmesi,
b) Sermayenin artırılması.
Zarar ettiğinizden çok kâr etmiyorsanız, zararlarınızı finanse edemezsiniz. Öte yandan, bütün kârlar zararları örtmeye kullanılıyorsa, sermayeniz de artmaz. Ne var ki, iş bu söyleneni yapmaya gelince o demir yürekler ağızda eriyip giden pamuk şekere dönüşürler. Çünkü hem zararlı hem de kârlı pozisyonlarda insancıklar belirli davranış biçimi kalıplarına girip duygularına esir düşerler. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi, zarardan bir türlü çıkamayıp işlerin iyiye döneceğini ummaya devam ettikleri gibi, kârdayken de korkup erkenden çıkıverirler. Bu duyguların yoğunluğu bir pozisyona girer girmez geometrik bir şekilde artar. Dolayısıyla, tüm yatırım kararları pozisyona girmeden önce verilmelidir.
Kaynak : Ali Perşembe, Teknik Analiz mi Dedin? Hadi Canım Sen de !
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder