Vural SAVAŞ
"April Yayıncılık" kitapları arasında çıkan "Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları" adlı eserinde John Perkins kendini şöyle ifade ediyor: "Ekonomik tetikçiler (ET'ler), yerküre üzerindeki ülkeleri trilyonlarca dolar dolandıran yüksek ücretli profesyonellerdir. Dünya Bankası, ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) ve diğer yabancı "yardım" kuruluşlarından büyük şirketlerin kasalarına ve gezegenimizin doğal kaynaklarını kontrol eden birkaç varlıklı ailenin ceplerine para aktarırlar. Kullandıkları araçlar arasında sahte finansal raporlar, hileli seçimler, rüşvet, zorbalık, seks ve cinayet bulunmaktadır. Oynadıkları oyun imparatorluklar kadar eski olmasına rağmen, günümüzdeki küreselleşme sürecinde yeni ve korkutucu bir boyuta ulaşmıştır. Nereden mi biliyorum; çünkü ben de bir 'Ekonomik Tetikçi' idim (s.5)."
"EKONOMİ EKONOMİ DİYE DİYE KENDİLERİNİ DE BİZİ DE UNUTURLAR"
Can Yücel de "Dönmeyenler" başlıklı şiirinde, televizyonlarımızda sık sık boy gösteren ekonomik tetikçilerimizden bazılarını şöyle tanımlamıştı:
"Öyle keyifli yazıyorum ki
Bu adamlar hem üniversitede var
Hem gazetede yazarlar
Hem de bozarlar
xxx
Bu özel üniversite randevucuları
Dünyaya bir şey öğreteceklerini sanırlar
Ekonomi ekonomi diye diye
Kendilerini unuttukları gibi
Bizleri de unuturlar
Adları lazım değil aslında
Kendileri lazımlık"
"DIŞ YARDIMLA TORUNLARINI BİLE REHİN ALIYORUZ"
John Perkins, günlüğünde şunları yazmış: "ABD'de tek bir masum kişi var mı? Her ne kadar, en büyük kazancı ekonomik piramidin tepesindekiler elde ediyor olsalar da, milyonlarcamızın geçimi -doğrudan veya dolaylı olarak- az gelişmiş ülkelerin sömürülmelerine bağlı. Nerede ise tüm sanayimizi besleyen kaynaklar ve ucuz iş gücü Endonezya gibi yerlerden geliyor ve bunun çok azı geriye dönüyor. Dış yardım olarak verilen borçlar bugünün çocuklarının ve onların torunlarının birer rehine olmalarını garantiliyor. Sırf bize olan borçlarını geri ödemeleri için, şirketlerimizin kendi doğal kaynaklarını talan etmelerine izin vermek ve eğitim, sağlık ve diğer sosyal hizmetlerden vazgeçmek zorunda kalacaklar. Şirketlerimizin, elektrik santralları, havaalanları ve sanayi siteleri inşa etmek için bu paranın çoğunu zaten almış olmalarının bu denklemde yeri yok. Çoğu Amerikalının bundan habersiz olduğu mazereti masumiyeti gösterir mi? Bilgilendirilmemiş ve bilerek yanlış bilgilendirilmiş, evet, ama masum? (s.83)"
SADRAZAM ALİ PAŞA'NIN FERYADI
Sadrazam Ali Paşa yıllar önce şöyle haykırıyordu: "Borçlu bir memleket, her zaman için düşmanlarının önünde başı eğik, boynu büküktür... Bize emir vermekle kalmazlar, maliyemizi de kontrol altına alırlar, hangi kanunu istediklerini, hangilerini istemediklerini bize dikte ederler (Fuat Andıç, Süphan Andıç, 'Kırım Savaşı, Ali Paşa ve Paris Andlaşması', s.94)".
ABD DOLARI KARŞILIKSIZ
John Perkins, ABD'nin çöküşünü hazırlayacak zayıf yönü hakkında şu bilgileri veriyor: "Küresel imparatorluk büyük ölçüde, doların dünyada standart para birimi olarak kullanıldığı ve Birleşik Devletler darphanesinin de bu dolarları basmaya yetkili olduğu gerçeğine dayanır. Böylece, Ekvador gibi ülkelere, hiçbir zaman geri ödemeyeceklerini bildiğimiz borçlar veririz; hatta, borçlarını ödemeleri istemeyiz de -elimize koz veren, bizim diyetimiz olan da budur. Normal şartlar altında, sonunda kendi kaynaklarımızı tüketme riskini taşırız; sonuçta, borç veren hiçbir kimse, geri gelmeyen çok fazla miktarda borcu kaldıramaz. Ancak, bizimkiler normal şartlar değildir. Birleşik Devletler'in bastığı paranın arkasında altın desteği yoktur. Aslında, dünyanın genelde ekonomimize ve bizi desteklemesi için yarattığımız imparatorluğun gücünü ve kaynaklarını kullanabilme becerimize olan güveni dışında, hiçbir şey tarafından desteklenmemektedir. Dolar basma olanağımız bize inanılmaz bir güç sağlamaktadır. Bu, diğerlerinin yanında, hiçbir zaman ödenmeyecek borçlar vermeye devam edebileceğimiz ve kendimizin de yüksek miktarda borca girebileceğimiz anlamına gelir. 2003 yılının başında Birleşik Devletler'in milli borcu 6 trilyon doları geçmişti ve yıl sonundan önce de 7 trilyon dolara -Amerikan vatandaşı başına kabaca 24 bin dolar- ulaşması bekleniyordu. Dünya standart para birimi olarak doları kabul etmeye devam ettiği sürece, bu aşırı borç şirketokrasi için ciddi bir engel oluşturmaz.
YA BAŞKA BİR PARA BİRİMİ DOLARIN YERİNİ ALIRSA!
"Ancak, başka bir para birimi gelip de doların yerini almaya kalkacak olursa ve Birleşik Devletler'in alacaklılarından bazıları (örneğin, Japonya veya Çin) alacaklarını istemeye karar verirlerse, bu durum radikal olarak değişir. Birleşik Devletler, kendini birdenbire son derece tehlikeli ve nazik bir durumda bulabilir. Aslında, bugün böyle bir para biriminin varlığı artık kuramsal olmaktan çıkmıştır; 1 Ocak 2002'de uluslararası finans sahnesine giren avronun prestiji ve gücü her geçen ay artmaktadır. Avro, Irak işgalinin intikamını almak isteyecek, ya da herhangi bir nedenden ötürü Birleşik Devletler'e karşı gücünü kullanmaya karar verecek bir OPEC için olağanüstü bir fırsat oluşturmaktadır. OPEC, standart para birimi olarak dolar yerine avro kullanmaya karar verirse, bu, şirketokrasiyi temelinden sarsar. Böyle bir şey olur da, bir veya iki büyük alacaklı, borçlarımızı avro cinsinden ödememizi talep ederlerse, bunun etkisi çok büyük olur (s.295)."
ABD, çöküşüne doğru hızla yol alıyor... Bakalım ayakta kalma çabasıyla daha kaç ülkeye saldıracak veya işbirlikçi politikacılar ve ekonomik tetikçiler yardımıyla kaç ülkenin daha ekonomisini çökerterek, paramparça olmalarını sağlayacak?
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder