Evrensel Prensipler :
Burada özellikle değinmek istediğimiz dünyanın her yerinde geçerli prensiplere can yeleği gibi sarılırsanız, borsada hayatta kalma şansınız yükselir.
5 Ana Kural :
Söylentiyi (beklentiyi!) satın alıp, gerçeği satın.
Sonrakine biraz kazanç bırakın, kar realizasyonu yapmaktan kimse batmamıştır.
Hiçbir zaman ödünç fonlarla spekülasyon yapmayın.
Disiplininizi koruyun!
İlk zarar en iyi zarardır, zararınızı edip yola devam edin.
Bu kuralların yanında yüzlercesi daha vardır. Daha yakışıklı olanlarını da duymuş olabilirsiniz.
Söylentiyi alıp gerçeği satmak konusunda güzel örnekler vardır. Her ay başında enflasyon oranları açıklanır ve enflasyon düşük bekleniyorsa ve de beklendiğinden de düşük çıktıysa, piyasaya hemen satış gelir. Bizce bunu anlamaktan kolay bir şey yok; iyi çıkacağı fikriyle mala girdiniz ve iyi çıktı, siz ne yapmak için almıştınız?
Madem aldığınız hisseler beklediğiniz gibi (söylendiği gibi) yükseldi, o halde satın ve kağıt üzerinde ettiğiniz kazancı nakit paraya çevirip bir soluklanın. Artık bundan sonra hisse düşer mi, daha mi yükselir onu da başka beklentisi olanlara bırakın.
Yahut ödünç fonlarla spekülasyon yapanların durumuna bakalım;
Ama önce bir Türk atasözü;
“Deveyi yardan uçuran; bir tutam ottur!”
Şunu baştan biliniz ki, piyasanın sadece ve sadece yukarıya gitme ihtimali olduğunda, ödünç fonlarla spekülasyon para kazandırır; piyasaya çok sert ve uzun süreli bir alış gelecektir. Boğa piyasası kesindir. O zaman belki! Evet sadece belki, bu şekilde daha hızlı büyüyebilirsiniz. (Yani sermayenizi büyütebilirsiniz, yoksa boyunuzun büyümesinden bahsetmiyoruz.)
Herkes hesabi biliyordur :
* Eğer sermayenizin %30’unu kaybederseniz, aynı noktaya geri gelmek için kalana % 50 kazandırmanız gerekir.
Yoook,
* Eğer sermayenizin yarısını kaybederseniz, kalan miktarı ikiye katlasanız ancak başlangıç noktanıza geri gelmiş olursunuz. Borç aldığınız zaman banka veya aracı kurumdaki varlığınızın yarısı ila on misli aralığında borç bulabilirsiniz. (Gerçektende, on misli kredi ile işlem yapanlar vardır. Ne diyelim? (Bkz. Atasözü.)
Bire bir kredi aldığınızı düşünelim: Yani piyasa değeri 100 lira olan hisse senediniz karşılığında bir o kadar da borsadan mal aldınız. Hisseniz % 20 yukarı gittiğinde 20 yerine 40 lira kazandınız. Sizin ana paradan borç faizleri, kurtaj olarak örneğin 2 lira düşülürse, hisseleri satıp borcunuzu faiziyle ödediğinizde (100+2), net 138 lira falan kazanırsınız. Fakat işler %20 kötüye giderse ana paranız çok daha hızlı azalacaktır. 200 lira değerinde hisseden 40 lira zarar edip borcunuzu faiz ve sair giderleri ile (100+2) ödeyeceksiniz.Böylece sermayeyi 58 lira gibi bir düzeye indirmiş olacaksınız.
Eğer daha hızlı bir kayıp olursa, mesela -% 35 gibi, yabancılarin “margin call” dediği, bizde ise “para ilave edin” diyebileceğimiz bir duruma düşersiniz. Çünkü pozisyonunuz üçte bire inmiştir. Eğer hisse-borç dengesini istenen seviyede tutmak için para yatırmazsanız banka rehin tuttuğu mallarınıza karşılık, faizleri de hesaplayıp, piyasadaki likidite riskini de düşünerek mallarınızı, size hiç zahmet çıkartmadan, sizin yerinize satacak ve hakkı olan -yani sizin kaybettiğiniz- parayı tahsil edecektir. Bu tasfiyeden sonra size de kalan kırıntıları alıp gitmek kalır.
Ülkemizde aldığınız bu ilave riskleri azaltmanıza yarayacak (hedge) başka yatırım enstrümanları olmadığı için aldığınız riskler hep tek yönde olmaktadır.
Ancak her şey sırayla. Önemli olan soru su; bunları öğreninceye kadar kaç para kaybettiniz?
Burada dürüst bir şekilde durun ve kendinize sorun; yukarıdaki kuralları öğrenmiş miyim? Diye. Yani disiplininizi koruyun!
Yok eğer hala öğrenmemişseniz, sizi kurtarmak çok zor olacak.
Eğer “Ben para kaybetmeden öğrendim, ben bunları zaten biliyorum” diyorsanız, ya bir borsa dahisisiniz, ya da “kendi” paranızı kaybetmeden öğrenen şanslı gruptansınız. (“Başkalarının parası” oyununa girmeyi başarmışsanız, size anlatacak pek bir sey kalmadı diyebilirim, yine de okuduğunuz için teşekkürler.)
Kaynak : H.Vedat Gürer/1998
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder